İstanbul Kültür

İstanbul Kültür

İstanbulun Kültürel Değerleri adlı yazımıza bir göz atalım.


BİR ZAMANLAR “ŞEKERCİLER ŞEHRİ” OLARAK ANILAN İSTANBUL, ŞEHRİN KÖŞELERİNDE BUGÜN DE VARLIĞINI SÜRDÜREN UFAK ŞEKERLEME DÜKKÂNLARIYLA BU NAMININ HAKKINI VERİYOR. İŞTE OSMANLI SARAY MUTFAĞINDAN BUGÜNE, RENGÂRENK ENFES LEZZETLERİN ÖYKÜSÜ…

‘Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu.” demiş Napolyon. Geçmişten günümüze dinamizmini hiç kaybetmeyen İstanbul, kadim tarihine büyüleyici tatların sindiği birkaç şehirden biridir aynı zamanda. Kendine has bir ruhu ve kokusu olan bu çok katmanlı şehrin elbette bir de tadı var. Bir görüntüyü, bir kokuyu anlatmak güçtür. Haydarpaşa Garı’nın içine süzülen güneş ışığını, martılara simit atarak bir kıtadan diğer kıtaya yapılan yolculuğu, nisan ayında erguvanların buram buram kokusunu, ezan ve çan seslerini kelimelere sığdıramazsınız belki ama konu tada geldiğinde sözü uzatmaya hiç gerek yok; İstanbul şeker tadındadır.

Şekerciler Şehri İstanbul

İstanbul’un “şekerciler şehri” olarak ünlenmesinin tarihini XVI. yüzyıla kadar götürebiliriz. Öncelikle lüks sayılan ve sadece padişahların, saray halkının ve “erkân-ı devlet”in ağızlarını tatlandıran enfes şekerlemeler XVIII. yüzyıldan itibaren Bahçekapı’da, Karaköy’de, Eminönü’nde ve elbette İstanbul’un Batı’ya açılan yüzü Beyoğlu’nda rengârenk şekerlemecilerin açılmasıyla Osmanlı saray mutfağından günümüze kadar ulaşmıştır.

Sarayda helvacıbaşı olan İnegöllü büyük büyük dedesinden kalma 160 yıllık bıçakla şekerlemeleri kesen, dededen saraylı Cemal Hicipoğlu’nun Küçükpazar’daki dükkânında şekerleme namına “yok yok” desek yeridir. Mevlid şekerleri, nöbet şekeri, halkalı şeker, renkli çikolatalı bademliler ve vitrinlerde billur kavanozlarda göreceğiniz akideler 1745’ten beri şekerleme yapan bir ailenin hünerli ellerinde renklenip şekilleniyor. Ailesinin dördüncü kuşak temsilcisi Cemal Hicipoğlu, babasının dedesi Hicipzade Hacı Mustafa Efendi’nin döneminden bu yana İstanbul’un her yerinden müşterilerin geldiğini söylüyor. Özellikle badem ezmesi, akide şekeri ve lokum çeşitleri konusunda iddialı olduklarını vurgulayan Cemal Amca’nın dükkânına görsel bir şölen izlemek için de gidebilirsiniz.

İstanbul’da şekercilik babadan evlada aktarılan, usta-çırak ilişkisi sayesinde değişmeden süregelen bir serüvendir. İstanbul’un en ünlü şekerlemesi olan akide şekeri hâlâ bakır kazanlardan mermer bir zemine dökülür; şeker ağdası soğurken içine gül suyu, nane, tarçın, karanfil, susam gibi malzemeler eklenir, soğuma tam gerçekleşmeden akideler makasla kesilir…

Turkish Delight

Şekerleme ve akide şekeri denilince sarayın şekercibaşı Ali Muhiddin Hacı Bekir’den söz etmemek olmaz elbette. Batı Karadeniz’den İstanbul’a, İstanbul’dan beş kıtaya yayılan bu eşsiz tatlar ününü bu zat-ı muhtereme borçludur. Hacı Bekir’in akide şekeri ile hikâyesi 1811’de başlar. Nişastanın Osmanlı mutfağına girmesiyle yeni bir tat ile buluşturmuştur bizleri Hacı Bekir ve artık lokum imalatına başlamıştır. İstanbul Bahçekapı’da açtığı şekerleme dükkânına uğrayan bir İngiliz turist sayesinde Türk lokumları Avrupa’da “Turkish delight” olarak anılır. Sarayın şekercibaşı Hacı Bekir’in torunları bugün de İstanbul Bahçekapı merkez dükkânlarında ve Beyoğlu, Kadıköy, Karaköy gibi semtlerde dedelerinden miras aldıkları bu tadı bizlerle buluşturuyor.

istanbulun-kültürel-değerleri-turkish-delight-flavours

Siz de İstanbul’a özgü bu tatlarla tanışmak isterseniz şehrin tarihî şekerlemecilerini ziyaret edebilirsiniz. Yüzyıllara meydan okuyan şekerlemeler damaklarınızda ve hafızalarınızda mutlaka güzel izler bırakacak.

WordPress Themes